Pazar, Ocak 18, 2026

Sakarya Kampüsünde Bir Kazak: İlk İzlenimler

Paylaş

Türkiye’nin en büyük kampüslerinden birinde bir Kazak öğrenci olmak nasıl bir deneyim? Sakarya Üniversitesi’ndeki ilk günlerden izlenimler.

Sivas’ta bir yıllık TÖMER eğitiminin ardından Sakarya’ya taşınmak büyük bir değişimdi. Küçük, sakin bir şehirden Türkiye’nin en geniş kampüslerinden birine geçmek, hem heyecan verici hem de biraz korkutucuydu.

İlk Gün: Kaybolmak

Sakarya Üniversitesi kampüsü devasa. İlk gün fakültemi bulmak için yarım saat yürüdüm. Haritaya baktım, insanlara sordum, yine de kayboldum. Bir güvenlik görevlisine “İletişim Fakültesi nerede?” diye sordum. “Şuradan düz git, sağa dön, sonra sola” dedi. Ben sadece ilk talimatı hatırlayabildim.

Sonunda bir öğrenci grubuna rastladım. “Siz de İletişim’e mi gidiyorsunuz?” diye sordum. “Evet, gel birlikte gidelim” dediler. O gün ilk arkadaşlarımı edinmiş oldum – yön sorarak.

7/24 Kütüphane: Bir Öğrencinin Rüyası

Sakarya kampüsünün en sevdiğim yeri 7/24 açık kütüphane. Kazakistan’da böyle bir şey duymamıştım. Gece 3’te ders çalışabiliyorsunuz. Sınav dönemlerinde burası ikinci evim oluyor.

Kütüphanenin her katında farklı bir atmosfer var. Alt katlarda grup çalışması yapanlar, üst katlarda sessizce kitap okuyanlar. Ben genelde en üst katı tercih ediyorum – hem sessiz hem de pencereden kampüsün manzarası görünüyor.

Yemekhane Sürprizi

Türk üniversite yemekhanelerinin bu kadar iyi olacağını beklemiyordum. Üç çeşit yemek, salata, tatlı – üstelik öğrenci dostu fiyatlarla. İlk gittiğimde “Bu kadarı bu fiyata mı?” diye şaşırmıştım.

Tabii her şey mükemmel değil. Bazı günler yemekleri beğenmiyorum, bazı günler çok kalabalık oluyor. Ama genel olarak yemekhane hayatımı kolaylaştırıyor.

Türk Öğrencilerle Tanışmak

Türk öğrenciler yabancılara karşı çok meraklı. Özellikle “Türk dünyası”ndan gelen öğrencilere ilgileri yüksek. “Kazakistan’da hayat nasıl?”, “Sizde de şu var mı?”, “Türkçeyi nasıl öğrendin?” gibi sorular hiç bitmiyor.

Bu merak bazen yorucu olsa da genelde hoşuma gidiyor. İnsanların gerçekten ilgilendiğini, öğrenmek istediğini hissediyorum. Ben de onlara sorular soruyorum, karşılıklı kültür alışverişi yapıyoruz.

İlk haftalarda biraz çekingen davranmıştım. “Acaba garip mi bulurlar?” diye düşünüyordum. Ama Türk öğrenciler o kadar sıcakkanlı ki, kısa sürede rahatladım. Şimdi sınıftaki herkes beni tanıyor – “Kazak kız” olarak değil, Asselya olarak.

Şehir mi Kampüs mü?

Sakarya şehir olarak küçük. İstanbul gibi büyükşehir beklentisiyle gelenler hayal kırıklığına uğrayabilir. Alışveriş merkezleri sınırlı, gece hayatı çok aktif değil, kültürel etkinlikler az.

Ama kampüs kendi başına bir şehir gibi. Yemekhaneler, kafeler, spor tesisleri, kültür merkezi – her şey kampüste var. Dışarı çıkmadan haftalarca yaşayabilirsiniz.

Ben bu durumdan memnunum aslında. Büyükşehrin kalabalığı ve karmaşası yerine sakin bir ortamda okumayı tercih ediyorum. Sakarya bu açıdan ideal.

Etkinlik Bolluğu

Şehirde fazla faaliyet yok ama üniversite sürekli bir şeyler düzenliyor. Film geceleri, seminerler, konserler, söyleşiler… Bir sene boyunca tüm etkinliklere katılmaya çalışsanız başka hiçbir şeye vakit kalmaz, o kadar çok var.

Ben özellikle seminerleri seviyorum. Farklı konularda uzmanları dinlemek, soru sormak, yeni şeyler öğrenmek – bunlar üniversite deneyiminin en değerli parçaları bence.

Bir de öğrenci kulüpleri var. Her ilgi alanına göre bir kulüp mevcut. Ben gazetecilik kulübüne katıldım, orada da güzel arkadaşlıklar edindim.

Uluslararası Öğrenci Olmak

Sakarya’da sadece ben değil, dünyanın dört bir yanından öğrenciler var. Afrika’dan, Orta Asya’dan, Balkanlar’dan, Ortadoğu’dan. Bu çeşitlilik kampüsü renklendiriyor.

Uluslararası öğrenci ofisi bizlere çok yardımcı oluyor. Vize işlemleri, ikamet izni, banka hesabı – bu bürokratik süreçlerde yol gösteriyorlar. İlk geldiğimde ne yapacağımı bilmiyordum, onlar sayesinde her şeyi halletim.

Bazen uluslararası öğrenciler olarak bir araya geliyoruz. Her ülkeden bir yemek getiriyoruz, müzikler paylaşıyoruz, hikâyeler anlatıyoruz. Bu anlar, evden uzak olmanın zorluğunu hafifletiyor.

Kazakistan’ı Özlemek

Her şey güzel olsa da bazen Kazakistan’ı özlüyorum. Ailemi, arkadaşlarımı, o uçsuz bucaksız bozkırları. Video görüşmeler yapıyoruz ama aynı değil.

En çok bayramlarda özlüyorum. Nevruz’da burada da kutlama var ama Kazakistan’daki gibi değil. Evdeki sofralar, akrabaların bir araya gelişi, o özel atmosfer – bunları burada bulamıyorum.

Ama bu özlem, bir gün döndüğümde her şeyi daha çok takdir etmemi sağlayacak. Şimdilik Türkiye’deki bu deneyimden en iyi şekilde faydalanmaya çalışıyorum.

Sonuç

Sakarya Üniversitesi kampüsü, bir Kazak öğrenci için güvenli ve destekleyici bir ortam sunuyor. Büyükşehrin karmaşası yok, ama ihtiyacınız olan her şey var. En önemlisi, sıcakkanlı insanlar var.

Bu kampüste geçirdiğim her gün, beni hem akademik hem de kişisel olarak geliştiriyor. Türkiye’ye ilk adımı attığımda doğru karar verdiğimi her geçen gün daha çok anlıyorum.

Kaynaklar

Kişisel deneyimler (2020-2025)

Sakarya Üniversitesi resmi web sitesi (sakarya.edu.tr)

Diğer Haberler

Diğer Haberler