Pazar, Ocak 18, 2026

İki Kültür, Bir Kampüs: Ortak Noktalarımız

Paylaş

Türk ve Kazak kültürü arasında ne kadar fark var? Belki düşündüğünüzden çok daha az. Bu yazıda iki kültürün şaşırtıcı benzerliklerini keşfediyoruz.

Sakarya Üniversitesi’nde geçirdiğim süre boyunca en çok şaşırdığım şey, Türk ve Kazak kültürünün ne kadar benzer olduğuydu. Binlerce kilometre uzaktan gelmiş olmama rağmen, kendimi yabancı hissetmiyorum. Çünkü değerler, gelenekler, davranış kalıpları – bunların çoğu aynı.

Misafirperverlik: Ortak Değer

Kazakistan’da misafir kutsaldır. “Konaktı kuttar” (misafiri kutla) diye bir deyişimiz var. Kapınızı çalan kim olursa olsun, sofraya oturtur, çay ikram edersiniz.

Türkiye’ye geldiğimde aynı şeyi gördüm. İnsanlar yabancılara bile kapılarını açıyor. “Bir çay içer misiniz?” sorusu her yerde. Yemek teklif etmek, ikram etmek, misafiri aç göndermemek – bunlar iki kültürde de var.

İlk günlerimde bir Türk aile beni evine davet etti. “Kazakistan’dan gelmiş, yalnız, hadi bi akşam yemeği” dediler. Sofra doluydu, sohbet sıcaktı. Tıpkı Kazakistan’daki gibi.

Aile Bağları

Her iki kültürde de aile çok önemli. Büyüklere saygı, anne-babaya hürmet, akrabalık bağları – bunlar hayatın merkezinde.

Kazakistan’da “jeti ata” geleneği var – yedi kuşak atanızı bilmek. Türkiye’de bu kadar geriye gidenler az ama aile soyu, sülale ilişkileri yine de önemli.

Anne-baba sözü dinlenir, büyüklerin önünde bacak bacak üstüne atılmaz, yaşlılara yer verilir. Bu kurallar Türkiye’de de Kazakistan’da da aynı.

Çay Kültürü

Çay iki kültürün de vazgeçilmezi. Türkler ince belli bardakla içiyor, Kazaklar piala (kâse) ile. Ama ritüel aynı: sohbetin olduğu yerde çay var.

Türkiye’de “çay demle” sözü her sohbetin başlangıcı. Kazakistan’da da öyle. Çay olmadan toplantı olmaz, misafir ağırlanmaz, dert dinlenmez.

Ben burada Türk tarzı çay içmeyi sevdim. Demli, şekerli, ince belli bardakla. Kazakistan’a döndüğümde iki stili de kullanacağım herhalde.

Din ve Gelenek

İki ülke de Müslüman çoğunluklu ama ikisi de laik. Din kültürel bir kimlik, günlük hayatta zorla dayatılmıyor.

Bayramlar benzer şekilde kutlanıyor. Ramazan Bayramı’nda büyüklerin eli öpülüyor, tatlılar dağıtılıyor, ziyaretler yapılıyor. Kurban Bayramı’nda et paylaşılıyor, fakirler düşünülüyor.

Nevruz da ortak bayramımız. Baharın gelişini kutluyoruz. Kazakistan’da bu çok büyük bir bayram, Türkiye’de de son yıllarda daha çok kutlanıyor. Aynı ateş etrafında, aynı şarkılarla, aynı umutla.

Müzik ve Dans

Türk ve Kazak müziğinin kökenleri ortak. Kopuz, dombıra gibi çalgılar akraba. Pentatonik ezgiler, melankoli, doğa teması – bunlar iki müzikte de var.

Bir keresinde Türk arkadaşlarıma Kazak müziği dinlettim. “Bu bizim türkülere benziyor” dediler. Doğru, benziyor. Çünkü aynı bozkırlardan, aynı rüzgârlardan, aynı hasretlerden besleniyor.

Dans da öyle. Türk halk danslarıyla Kazak dansları arasında benzerlikler var. El hareketleri, ayak figürleri, grup düzeni – ortak bir kök belli oluyor.

Dil Benzerlikleri

Bu konuyu daha önce yazdım ama tekrar vurgulamak istiyorum: dil en büyük ortak noktamız. Yüzlerce aynı kelime, benzer gramer yapıları, ortak deyişler.

“Yolun açık olsun” – Türkçe

“Jolın bolsın” – Kazakça

“Canın sağ olsun” – Türkçe

“Jan sau bolsın” – Kazakça

Bu benzerlikler tesadüf değil, binlerce yıllık ortak tarihin kanıtı.

Günlük Hayat Detayları

Küçük detaylarda bile benzerlik var:

Çay teklif etmek – reddetmek ayıp

Yemekte paylaşmak – “al, al, ye” ısrarı

Ayakkabıları çıkarmak – eve girerken mecburi

Saygı hitabı – “abi”, “abla”, “amca”, “teyze” kullanımı

Yaşlılara öncelik – otobüste, kuyrukta, her yerde

Bu detaylar benim Türkiye’ye uyumumu kolaylaştırdı. Kuralları yeni öğrenmedim, zaten biliyordum.

Farklılıklar da Var

Tabii ki her şey aynı değil:

İklim: Kazakistan’ın kışları çok daha sert.

Yemek: Türk mutfağı daha çeşitli, daha baharatlı.

Alfabe: Kazakistan Kiril kullanıyor (şimdilik), Türkiye Latin.

Tarih: Osmanlı ve Kazak Hanlığı farklı yollar izledi.

Ama farklılıklar, benzerliklerin yanında küçük kalıyor.

Sonuç: Bir Ağacın İki Dalı

Türk ve Kazak kültürünün bu kadar benzer olması tesadüf değil. İki kültür de aynı Türk kökünden geliyor. Binlerce yıl önce ayrılan yollar, farklı coğrafyalarda farklı şekiller aldı ama öz aynı kaldı.

Ben Sakarya’da bir Kazak olarak yabancı değilim. Uzak akraba gibiyim – yıllardır görüşmemiş ama bağı hiç kopmamış.

Bu proje boyunca farkları değil, benzerlikleri vurgulamaya çalıştım. Çünkü birbirimizi anlamak, birbirimize yakınlaşmak – bunlar farkları değil, ortaklıkları görmekle başlıyor.

İki kültür, bir kampüs. Ve binlerce yıllık bir kardeşlik.

Kaynaklar

Kişisel deneyimler ve gözlemler (2020-2025)

Kişisel bilgi birikimi ve aile aktarımları

Diğer Haberler

Diğer Haberler