Pazar, Ocak 18, 2026

Türkçe ve Kazakça: Kardeş Dillerin Komik Buluşması

Paylaş

İki dil, binlerce yıllık ortak geçmiş, yüzlerce benzer kelime – ama bazen bu benzerlik en beklenmedik anda karşınıza komik sürprizler çıkarabiliyor.

Türkçe ve Kazakça, Türk dil ailesinin iki kardeşi. Ortak kökenden gelen bu iki dil, yüzyıllar boyunca farklı coğrafyalarda evrilse de birbirinden tamamen kopmadı. Ben bu yakınlığı her gün yaşıyorum – bazen kolaylık olarak, bazen de kahkahaya dönüşen yanlış anlamalar olarak.

“Zor” mu “Güzel” mi?

Türkiye’ye ilk geldiğimde en çok şaşırtan kelime “zor” oldu. Bir gün sınıfta hoca “Bu konu biraz zor” dedi. Ben içimden “Ne güzel bir konu seçmiş hoca” diye düşündüm. Çünkü Kazakça’da “zor” kelimesi “güzel, hoş” anlamına geliyor.

Sınavdan sonra notları görünce anladım ki Türkçe’deki “zor”un güzellikle hiçbir alakası yokmuş. O günden sonra bu kelimeyi her duyduğumda gülümsüyorum.

Benzer Ama Farklı

İki dil arasında yüzlerce ortak kelime var. Bunların çoğu aynı anlama geliyor:

– Su (Türkçe) – Su (Kazakça) ✓

– Göz (Türkçe) – Köz (Kazakça) ✓

– Yol (Türkçe) – Jol (Kazakça) ✓

– Taş (Türkçe) – Tas (Kazakça) ✓

– At (Türkçe) – At (Kazakça) ✓

– Kız (Türkçe) – Qız (Kazakça) ✓

– Altın (Türkçe) – Altın (Kazakça) ✓

– Deniz (Türkçe) – Teñiz (Kazakça) ✓

– Dağ (Türkçe) – Taw (Kazakça) ✓

– Ay (Türkçe) – Ay (Kazakça) ✓

Bu kelimeler sayesinde Türkçe öğrenmek, İngilizce veya Almanca öğrenmekten çok daha kolay. Bir Kazak öğrenci olarak bu avantajı sonuna kadar kullanıyorum.

Telaffuz Mücadelesi

Gramer ve kelime öğrenmek bir şey, deyimleri anlamak başka bir şey. “Ayağını yorganına göre uzat” deyince ilk başta gerçekten yorgan ve ayaktan bahsettiklerini sandım. Ya da biri “kafayı yedim” deyince endişelendim – meğer sadece “çok yoruldum” demekmiş. Bir de Türkler çok hızlı konuşuyor. Kitapta “Nasılsınız?” öğreniyorsun ama sokakta herkes “Naber, nasıl?” diyor. İlk haftalarda insanların ne dediğini anlamak için sürekli “Pardon, tekrar eder misiniz?” diyordum.

Yanlış Anlaşılmalar

En unutamadığım an şuydu: Bir gün arkadaşım bana “Sen çok hırslısın” dedi. Ben “hırslı” kelimesini bilmiyordum ve “hırsız” diye duydum. Bir anda dondum kaldım. “Ne? Ben hırsız mıyım? Ne çaldım ki?” diye kızdım. Arkadaşım şaşırdı, ben kızdım, ortam bir anda gerginleşti. Sonra başka bir arkadaşım araya girdi ve “Hırslı, hırslı! Yani azimli, çalışkan demek!” diye açıkladı. Meğer bana iltifat ediyormuş, ben hakaret sandım. O gün hem çok güldük hem de “ı” sesini daha dikkatli dinlemeyi öğrendim.

Türklerin Kazakça’ya Tepkisi

En sevdiğim anlar, Türk arkadaşlarıma Kazakça konuştuğum zamanlar. İlk başta yüzlerinde bir şaşkınlık oluyor. Kulak kabartıyorlar, anlamaya çalışıyorlar. Hızlı konuşunca hiçbir şey anlamıyorlar.

Ama yavaşlattığımda, kelimeleri tane tane söylediğimde, birden yüzleri aydınlanıyor. “Aa, bu kelimeyi anladım!” diyorlar. Cümlenin yarısını çözüyorlar. Bazıları duygulanıyor bile: “Gerçekten kardeş dilleriz” diyorlar.

Bu anlar, o kadar uzaktan gelmiş olmanın yorgunluğunu unutturuyor. Dil, sadece iletişim aracı değil; aynı zamanda kültürel bir köprü.

Dijital Çağda Dil Öğrenme

Kazakistan’dayken Türkçe öğrenirken en büyük yardımcılarım dijital araçlar oldu. YouTube’da Türkçe dersler izledim, Türk dizilerini önce altyazılı sonra altyazısız seyrettim. Spotify’da Türkçe şarkılar dinledim, sözlerini ezberlemeye çalıştım.

Sosyal medya da çok faydalı oldu. Türk kullanıcıları takip ettim, yorumları okudum, günlük dili öğrendim. Kitapta “Nasılsınız?” öğreniyorsunuz ama gerçek hayatta insanlar “Napıyosun?” diyor. Bu farkı ancak sosyal medyada öğrendim.

Dil Kardeşliğinin Anlamı

Türkçe ve Kazakça arasındaki bu yakınlık, sadece linguistik bir olgu değil. Bu yakınlık, binlerce yıllık ortak tarihin, ortak kültürün, ortak değerlerin bir yansıması.

Ben Türkiye’de yabancı bir öğrenci olsam da, dilim sayesinde hiçbir zaman tam anlamıyla “yabancı” hissetmedim. Kelimeler beni bu topraklara bağlıyor. Her öğrendiğim yeni kelime, bu bağı güçlendiriyor.

Sonuç

Dil öğrenmek sadece gramer kurallarını ezberlemek değil. Bir kültürü anlamak, bir milleti tanımak, bir tarihe bağlanmak. Türkçe ve Kazakça’nın bu kardeşliği, benim Türkiye maceramı kolaylaştırdı.

Sizlere önerim: Eğer bir Kazak ile tanışırsanız, ona birkaç Türkçe kelime söyleyin. O da size Kazakça karşılığını söylesin. Göreceksiniz ki aslında çok da farklı değiliz.

Kaynaklar

Kişisel deneyimler, Türk Dil Kurumu (tdk.gov.tr), Kazak Dil Araştırmaları

Diğer Haberler

Diğer Haberler