Kazakistan hakkında Türk gençler ne biliyor? Klişelerin ötesinde gerçek bilgi var mı? Sakarya Üniversitesi kampüsünde gözlemlerim ve sohbetlerimden izlenimler.
Türkiye’de bir Kazak öğrenci olarak en sık karşılaştığım durum, Türk arkadaşlarımın Kazakistan hakkında ne bildiklerini – veya bilmediklerini – keşfetmek. Bu yazıda kampüsteki gözlemlerimi ve sohbetlerimden edindiğim izlenimleri paylaşıyorum.
İlk Tepkiler
“Kazakistan’dan geliyorum” dediğimde en yaygın tepkiler:
1. “Aaa, kardeş ülke!” – En sık duyduğum tepki bu. Türk gençler “Türk dünyası” kavramını biliyor, Orta Asya ülkelerini “kardeş” olarak görüyor. Bu sıcak karşılama beni mutlu ediyor.
2. “Nerede tam olarak?” – Coğrafi bilgi genelde eksik. Kazakistan’ın Rusya ile Çin arasında olduğunu bilenler az. Bazıları Orta Doğu’da sanıyor.
3. “Türkçe biliyor musun?” – Kazakça’nın Türkçe ile akraba olduğunu bilenler soruyor. Bilmeyenler ise İngilizce konuşmaya çalışıyor.
4. “At eti yiyor musunuz?” – Klasik. Neredeyse herkes soruyor.
Bilinen Şeyler
Türk gençlerin Kazakistan hakkında bildikleri:
Türk soylu ülke: Bu en yaygın bilgi. Ortak tarih, ortak kökler vurgusu yapılıyor. Okullarda öğretilen “Türk dünyası” kavramı bu farkındalığı yaratmış.
At eti ve göçebe kültürü: Klişe ama bilinçli bir klişe. İnsanlar bu geleneğin tarihsel nedenlerini merak ediyor.
Bozkırlar: Kazakistan denince düz, uçsuz bucaksız bozkırlar hayal ediliyor. Bu doğru ama eksik – dağlarımız, göllerimiz de var.
Petrol ve doğalgaz: Ekonomiyle ilgilenenler Kazakistan’ın enerji kaynakları açısından zengin olduğunu biliyor.
Bilinmeyen Şeyler
Türk gençlerin genelde bilmediği:
Büyüklük: Kazakistan’ın dünyanın en büyük 9. ülkesi olduğunu çoğu kişi bilmiyor. “Türkiye’den kaç kat büyük?” diye sorduğumda “Bilmiyorum, belki 2 kat?” diyorlar. 3.5 kat deyince şaşırıyorlar.
Modern şehirler: Astana’nın (şimdi Nur-Sultan, sonra tekrar Astana oldu) modern mimarisi, Almaty’nin gelişmişliği bilinmiyor. İnsanlar hâlâ çadırlarda yaşadığımızı düşünebiliyor.
Etnik çeşitlilik: 130’dan fazla etnik grubun bir arada yaşadığı bilinmiyor. Kazakistan’ın sadece Kazaklardan oluştuğu sanılıyor.
Uzay üssü: Baykonur’un Kazakistan’da olduğunu çok az kişi biliyor. Gagarin’in buradan fırlatıldığını söylediğimde “Vay be!” tepkisi alıyorum.
Alfabe değişikliği: Kazakistan’ın Kiril alfabesinden Latin alfabesine geçiş sürecinde olduğu bilinmiyor.
Yanlış Bilinenler
Bazı yanlış algılar:
“Rusya’nın parçası mı?” – Hayır, bağımsız bir ülkeyiz. 1991’den beri. Ama Sovyetler Birliği geçmişi nedeniyle bu karışıklık oluyor.
“Herkes Rusça konuşuyor”: Rusça yaygın ama Kazakça resmi dil. Son yıllarda Kazakça kullanımı hızla artıyor.
“Çok fakir bir ülke”: Kazakistan Orta Asya’nın en zengin ülkelerinden biri. Kişi başına düşen gelir Türkiye ile yakın seviyelerde.
“Müslümanlar çok muhafazakâr”: Kazakistan laik bir ülke. İslam kültürel bir kimlik ama günlük hayatta Türkiye’deki kadar bile görünür değil.
Merak ve İlgi
Türk gençlerin en çok merak ettiği konular:
Dil: “Kazakça Türkçeye ne kadar benziyor?”, “Biz konuşsak anlar mısın?”, “Bir şey söyle Kazakça!”
Yemek: “Gerçekten at eti yiyor musunuz?”, “Nasıl bir tadı var?”, “Başka ne yiyorsunuz?”
Günlük hayat: “Nasıl yaşıyorsunuz?”, “Evler nasıl?”, “Kışlar gerçekten çok soğuk mu?”
Gelenekler: “Düğünler nasıl?”, “Bayramlarda ne yapıyorsunuz?”, “Yurt (çadır) hâlâ kullanılıyor mu?”
Bu sorular beni mutlu ediyor. Merak etmek, öğrenmeye açık olmak demek. Her soru bir sohbetin kapısını açıyor.
Dijital Medyanın Rolü
Sosyal medya Türk gençlerin Kazakistan hakkında bilgi edinme kaynağı haline geliyor. TikTok’ta, Instagram’da Kazakistan içerikleri var. Özellikle yemek videoları, şehir tanıtımları, günlük yaşam vlokları ilgi görüyor.
Ben de bazen arkadaşlarıma sosyal medyadan içerikler gösteriyorum. “Bak, Astana böyle bir şehir” deyip video açıyorum. Görsel içerik, anlatmaktan çok daha etkili oluyor.
Sonuç: Karşılıklı Anlayış
Türk gençlerin Kazakistan hakkında bildikleri sınırlı ama ilgileri yüksek. Öğrenmeye, tanımaya açıklar. Bu çok değerli.
Ben elimden geldiğince anlatmaya, göstermeye, paylaşmaya çalışıyorum. Her sohbette biraz daha fazla şey öğreniyorlar. Ve her sohbette ben de Türkiye hakkında yeni şeyler öğreniyorum.
Karşılıklı anlayış böyle inşa ediliyor – bire bir sohbetlerle, samimi sorularla, sabırlı cevaplarla. Politikacılar konuşabilir, anlaşmalar imzalanabilir, ama asıl bağ insanlar arasında kuruluyor.
Kaynaklar
Kampüste kişisel gözlemler ve gayri resmi sohbetler (2020-2025)
Sakarya Üniversitesi öğrencileri arasındaki izlenimler
