Pazar, Ocak 18, 2026

Nevruz’dan Ramazan’a: Ortak Kutlamalar

Paylaş

Her yıl mart ayının 21’inde Türkiye’nin farklı kentlerinde ve Kazakistan’ın her köşesinde aynı heyecan yaşanır: Nevruz. Yılbaşı, bahar bayramı, yeniden doğuş… İki bin yılı aşkın bir geçmişi olan bu kutlama, Türk ve Kazak halkının ortak kültürel mirasının en güzel örneklerinden biri. Ramazan ayında da benzer bir tablo: iftar sofraları, bayram hazırlıkları, aile buluşmaları… Takvimde farklı günlere denk gelseler de bu kutlamaların özü aynı: birlik, bereket ve yeniden başlangıç.

Türkiye’de okuyan Kazak öğrenciler için bu ortak kutlamalar, kültürel köprülerin en somut hali. Sakarya Üniversitesi’nde Kazak öğrenci Aigerim’in (23) dediği gibi: “İlk Nevruz’umda Türkiye’de kendimi öyle yalnız hissetmemiştim. Çünkü burada da aynı yemekler, aynı ateş üzerinden atlama geleneği vardı. Eve 10 bin kilometre uzaktayım ama evde gibiydim.”

Nevruz: Baharın Gelişini Birlikte Karşılamak

Nevruz, İran takviminde yılın ilk günü olan 21 Mart’ta kutlanıyor. Türk ve Kazak kültüründe baharın müjdecisi, kışın son bulup doğanın yeniden canlanmasının sembolü. UNESCO tarafından 2009’da “İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası” listesine alınan Nevruz, Türkiye, Kazakistan, İran, Özbekistan, Kırgızistan ve Azerbaycan gibi ülkelerde resmi tatil günü.

Masadaki Ortaklıklar

Her iki ülkede de Nevruz sofrası bereketli ve renkli hazırlanır. Kazakistan’da “nauryz köje” (yedi malzemeli özel bir çorba), Türkiye’de ise “aşure” ve “höşmerim” gibi tatlılar sofraya gelir. Yedi sayısı her iki kültürde de kutsal kabul edilir: yedi yemek, yedi misafir, yedi bereket…

Sakarya’da yaşayan Kazak öğrenci Nurlan (24): “Türkiye’de ilk Nevruz’umda ev sahibim bana höşmerim yapmıştı. Biz Kazakistan’da da Nevruz’da tatlı yaparız ama farklı çeşitlerini. Tadı, kokusu farklıydı ama o ‘bayram’ hissi aynıydı. O gün anladım ki Nevruz sadece bir tarih değil, halkların ortak belleği.”

Ateş ve Yenilenme

Hem Türkiye’de hem Kazakistan’da Nevruz gecesi ateş yakılır ve üzerinden atlanır. İnanışa göre ateş kötülükleri temizler, yeni yıla temiz ve umutlu başlamayı sağlar. Ankara, İstanbul ya da Almaty, Şymkent fark etmez – her yerde aynı heyecan, aynı ritüel.

Ramazan ve Bayram: Maneviyatta Birleşmek

Nevruz gibi Ramazan ayı da Türk ve Kazak toplumunda derin bir yere sahip. Her ne kadar Sovyet dönemi Kazakistan’da dini uygulamaları baskı altına almış olsa da, bağımsızlık sonrası Kazakistan’da İslami gelenekler güçlü biçimde yeniden canlandı.

İftar Sofrasında Buluşmak

Ramazan ayında Türkiye’deki iftar geleneği Kazakistan’dakiyle büyük benzerlikler taşıyor. Hurma, çorba, pide… İki ülkede de iftar sofrasının vazgeçilmezleri. Sakarya’da Ramazan ayını yaşayan Kazak öğrenci Assel (21): “İlk Ramazan’ımı Türkiye’de geçirdim. İftar vaktinde kampüs yemekhanesinde herkes birlikte bekliyordu. Kazakistan’da da ailemle aynı heyecanı yaşardık. Burada da o ‘aile’ sıcaklığını hissettim. Din bizi birleştiriyor, coğrafya ayırmıyor.”

Bayram Günü Ritüelleri

Ramazan Bayramı (Kazakça: Ораза айт / Oraza Ayt) her iki ülkede de büyük bir heyecanla karşılanıyor. Bayram namazı, yaşlıların ellerinden öpmek, çocuklara harçlık vermek, komşuları ziyaret etmek… Tüm bu gelenekler hem Türkiye’de hem Kazakistan’da aynı şekilde yaşanıyor.

Kazak öğrenci Daniyar (22): “Geçen sene bayramda Türk ev sahibimin ailesini ziyaret ettik. Büyüklerin elini öperken, çocuklara bayramlık verirken ‘bu bizim Kazakistan’daki bayram sabahı’ dedim içimden. Tek fark dil değil mi sonuçta? Türkçe ‘bayramınız mübarek olsun’, Kazakça ‘құтты болсын’… Ama kalp aynı kalp.”

Ortak Kutlamalar, Güçlenen Bağlar

Nevruz ve Ramazan gibi ortak kutlamalar, Türk ve Kazak gençlerinin birbirini anlamasında önemli bir rol oynuyor. Bu bayramlar sadece takvimde işaretli günler değil; ortak kültürel belleğin, ortak değerlerin hatırlatıcısı.

Sakarya Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Yılmaz: “Ortak kutlamalar, kültürlerarası iletişimde en güçlü araçlardır. Nevruz gibi millî, Ramazan gibi dini bayramlar insanları ‘biz’ duygusunda birleştirir. Türkiye’de okuyan Kazak öğrenciler bu bayramlarda kendilerini yabancı değil, evin bir parçası gibi hissediyor.”

Sonuç: Kutlamalar Sınır Tanımaz

Kültürler arasındaki farklar bazen abartılır. Oysa Nevruz sofralarındaki yedi çeşit yemek, Ramazan’da birlikte açılan oruçlar, bayram sabahlarındaki aynı heyecan… Bunlar bize şunu hatırlatıyor: Ortak kutlamalarımız, ortak değerlerimiz farklılıklarımızdan çok daha güçlü.

Türk ve Kazak gençleri, bu ortak bayramlarda sadece bir arada kutlama yapmıyor; aynı zamanda binlerce yıllık ortak kültürel mirası yaşatıyor, geleceğe taşıyor. Nevruz’dan Ramazan’a, her kutlama bir köprü, her bayram bir buluşma noktası.

Diğer Haberler

Diğer Haberler